İlk geldiğimiz zamanlarda oluyor bu olay. Kadının biri İstanbul'da bir devlet hastanesinde çalışmaya başlar. Fakat Türkçe tıbbi terimlere çok yabancıdır. Hemşi-redir kendisi ve yoğun bakım departmanında çalış-maktadır. Bir gün bir hasta ameliyattan çıkarılmış ve yoğun bakıma alınmıştır. Olay anında da bu kadıncağız nöbettedir.
Hastanenin en alt katında bulunan ameliyathaneden bir doktor telefonla arayarak kadına "hemşire hanım, hastanın nabzını bulur musunuz" demiş. Kadın "nabız" ne demek anlayamamış. Çünkü bilmiyormuş. Başlamış çekmeceleri aramaya, dolaplara bakmış, masanın üstüne bakmış,yok.Çünkü kadın "hastanın nabzı" denilen şeyin hastaya ait olabilecek bir eşya olabileceğini düşünmüş.
5 dakika sonra doktor tekrar arayıp "hastanın nabzını buldunuz mu?" diye sormuş. kadın da "hastanın nabzı yok" diyerek aynen cevaplamış. Doktor hemen telefonu kapamış. Kadın asansöre doğru baktığında, asansörün en alt kattan (ameliyathanenin bulunduğu kattan) yukarıya doğru geldiği fark etmiş.Doktor bütün ekibini toplayıp yoğun bakım odasına gelmiş. Tam da elektroşok yapmaya hazırlanıyorlarmış fakat öteki hemşirelerden biri nabzının attığını, üstelik de normal durumda olduğunun farkına varmış da işi kurtarmış.
__________________________________________________________________________
Yine bizim muhacirlerden bir kadın bir okulda hademe olarak işe başlamış. Okulda da kutlamalar varmış. Müdür konuşma yapacakmış. Kadın da müdürün yanında iken müdürün bir konuşma yapacağını öğrenmiş.Müdürüne de yaranmak istiyor ya, demiş ki:
-Müdür bey,siz madem bir konuşma yapacaksınız, ben sizi konuşma öncesinde bir DüZEYiM.
Müdür şaşırarak "ne diyorsun sen" diye sormuş. Kadın da :
-E ne var bunda?Ben Bulgaristan'dayken de müdürümü düzerdim.
Müdür iyice şoka girerek "nasıl yani" diye sormuş. Kadın da:
-Eee Bulgaristan'daki düğünlerde gelinleri de düzerler.
Müdür iyice şaşırmış ve demiş ki:
-Yok, Sevcan hanım. Siz beni düzmeye kalkmayın. Bu yaştan sonra... Tövbe töbeeeeee...
__________________________________________________________________________
Burgas'ta şu an bir Rus işadamının sahip olduğu "Neftozavod"ta bir çalışma haftası bitmiş ve işçiler tren vasıtasıyla köylerine döneceklermiş. Bir kompartımana Türklerden 5 kişi binmişler. Bunlar Neftozavod'da beraber çalışan yakın arkadaşlarmış. İşçilerden birisi-nin hafta içinde Burgas'a işi düşmüş ve gelirken de evine götürmek üzere muz almış. Kompartımandaki işçiler de bu muzları görmüşler ve başlamışlar bu muzlar hakkında 1001 türlü soru sormaya. Muhabbet ilerledikçe ilerlemiş fakat işçilerden biri muhabbete çok yabancı kalmış. Çünkü hayatında daha önce hiç muz yememiş. Muz nasıl bir şey, tadı nasıldır hiç bilmiyormuş. Adam "sen madem hiç muz yemedin al sana benden bir ikram" diyerek adama muzlardan 1 tane vermiş. Adam çok sevinmiş,ilk defa muz yiyecekmiş. Muz'u itinayla soymuş. Muz'a bir sure baktıktan sonra ağzına atmış. Çiğnemiş çiğnemiş tam yutarken tünele girmişler. Aydınlatma da olmadığı için ortalık zifiri karanlığa bürünmüş. Adam birden şok geçirerek başlamış etraftakilere bağırmaya:
- Ulan yedirdiniz bu muzu bana,kör ettiniz beni be!
___________________________________________________________________________
Bir gün bizim muhacirlerden birisinin Silistra'nın köylerinden birinde bir tanıdığı vefat eder.Ölü olan tanıdık Bulgardır ve yakın bir Bulgar arkadaşının annesidir.Bizim muhacir cenaze sonrası acısını paylaştığını söylemek ister. Adam, Cenazedeki kalabalık sıraya karışır. Gelenek olduğu üzere cenaze sahibi, sırayla cenazeye gelenlerden tek tek el sıkışarak acılı sözlerini dinler. Fakat bizim muhacir uzun zamandan beri Bulgaristan ziyareti veya tatili yapmamıştır. Uzun süre Bulgarca konuşmamış ve uzunca bir zaman da Bulgarlarla bulunmamıştır. Oradaki Bulgarlara bakmaya başlamış. O da diğerleri gibi "başın sağ olsun" tarzı bir şeyler söylemek ister samimi olduğu Bulgar tanıdığına fakat ne diyeceğini bilmemektedir. Düşünmeye başlar ne diyeceğini ama ne söyleyeceğini bilmemektedir. Ne yapılması gerektiğini de bilmemektedir.
En sonunda sıra ona gelmiştir. Ne oldu,oldu deyip ağzına ne geldiyse söyler:
-Ave Mitko!... Ne znam kakvo da ti kaja... Çestit umryal be moy çovek!*
*ave Mitko!... Ne diyeceğimi bilemiyorum! Ölün kutlu olsun
___________________________________________________________________________
Kadının bir tanesi durakta bekliyormuş. Tek başınaymış, daha sonra yanına genç bir kız gelmiş. Kız da otobüs bekliyormuş fakat kızın amacı kadının hangi otobüse bineceğini öğrenmekmiş ama bir gaf yapıp:
-Teyze neyi bekliyorsun burada,diye sormuş.
Kadında da pek doğal cevaplamış:
-Belediye reisini.
Kızcağız pek tabii olarak şaşırarak sormuş:
-Teyze ne yapacan belediye reisini?
-BineceeEEeem!
___________________________________________________________________________
Adamın biri bir gün trabantıyla yolda kalmış. Trabant'ı ne de yapsa kesinlikle çalıştıramamış. Tam bu sırada bir BMW'li bir adam yanına yanaşır. Trabantlı adamı çekerek en yakın tamirhaneye çekebilceğini söyler. Adamın başka bir seçeneği yoktur ister istemez kabul eder. Trabant BMW'ye bağlanmıştır ve yolculuk başlar. 5-10 dk. sonra BMW'yi bir Mercedes sollar. BMW'li adam da arkasındaki trabantı unutarak başlar Mercedesle yarış yapmaya. BMW süratini hiç kontrol etmeden 120,130,140,150 km hıza çıkar arkadan da trabant BMW'nin yavaşlaması için sellektör yapmaya başlar. Bu sırada da yukarıdan bir helikopter bu olayı görerek canlı canlı merkeze iletir:
- Şu anki manzara inanılmaz. Bir BMW ile Mercedes çok süratli ve tehlikeli bir şekilde yarışıyorlar. Fakat o da ne? Bir Trabant Arkadan sellektör yaparak yol istiyor.
___________________________________________________________________________
Varna'da yeni okumaya başladığımız zamanlar. Bizim bir arkadaş şehir merkezine gidiyordu. Doğru düzgün Bulgarcası da yok. Tam karşıdan karşıya geçmek için durmuş ki, yanına yaşlı bir amca yanaşmış. Bizim arkadas da zaten korka korka tek başına olmanın verdiği psikolojik baskı ile sokağa çıkmış,amca da çocuğa dönerek :
- Ava uşaaam,beni şurdan karşıya geçirir misin?
Çocuk da psikolojik baskı olduğundan aynen bozuk bulgarcasıyla Türk olduğunu çok belli eder nir şekilde :
- Ne razbiram bulgarski.
-Ava uşaam, ben de anlamiem ama geçiriver beni karşı kaldırıma va.
8 Nisan 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)























Hiç yorum yok:
Yorum Gönder